Eski ve dağınık bir tamir atölyesinin tozlu rafları arasında çekilen sahneler, gergin bir bekleyişin hemen ardından kapının sertçe kapanmasıyla başlıyor. Üzerinde yağ lekeleri bulunan mavi iş tulumu giymiş kaslı bir tamirci, elindeki İngiliz anahtarını tezgaha bırakırken karşısında duran kadına doğru yavaşça yaklaşıyor.
Kadın, kocasının uzun süre evde olmayacağını bilmenin verdiği rahatlıkla tamircinin kirli ellerinin beline dolanmasına izin veriyor.
Atölyenin loş ışığı altında ikilinin arasındaki gerilim hızla artıyor. Tamirci, kadının üzerindeki ince elbisenin askısını indirirken alet çantasının yanına doğru birkaç adım atılıyor. Kadının nefes alışverişi hızlanırken tamircinin kolları onu kavrıyor ve ikisi de tezgahın kenarına yaslanıyor.
Duvardaki eski radyodan gelen cızırtılı müzik, ortamdaki fısıltıları bastırıyor.
Kadının kocasına ait olduğunu bildiği halde aldatan taraf olması, sahnelere ayrı bir dramatik ağırlık katıyor. Tamircinin kontrolsüz tavırları ve kadının teslimiyeti, atölyenin her köşesinde hissedilen yoğun bir çekim yaratıyor. Yağlı ellerin ten üzerindeki izleri, kirli tezgahın üzerindeki hareketler ve düşen aletlerin çıkardığı sesler anlatıya eşlik ediyor.
Kısa süreli bir tereddüdün ardından ikili, atölyenin arka tarafındaki küçük odaya geçiyor.
Burada tamircinin günlük iş kıyafetlerini çıkardığı, eski bir koltuğun bulunduğu görülüyor. Sahne, kadının kocasının dönüş saatini kontrol etmesiyle gerilimini koruyor. Aldatmanın getirdiği heyecan ve yakalanma korkusu, tamircinin pervasız hareketleriyle birleşiyor. Son görüntülerde ise atölyenin kapısı aralık kalıyor ve dışarıdan gelen ayak sesleri ikilinin telaşlı toparlanma çabasını gözler önüne seriyor.